Aradığın kulaklığı yaz !

Kulaklık mı ? Hoparlör mü?

Müzik dinlemek için, hatta ileri gidelim, bir ses duyabilmek için bile; titreşen cisimlere ihtiyacımız var. Evet bir cisim, havasız olmayan bir ortamda, temas halinde olduğu hava moleküllerini titreştirmeyi başarabilirse, bu hava molekülleri de, temas halinde olduğu diğer molekülleri titreştirerek, kulağımıza kadar taşınacak olan bir enerji aktarımı başlatmış olur.

 

Ses tellerimiz dahil, dünya üzerinde var olan tüm ses kaynakları, tek bir şey yaparak ses üretir. Titreşerek. Bir müzik dinlemek, veya istediğimiz herhangi bir sesi, yapay bir kaynaktan duyabilmek için; o ses kaynağını istediğimiz sesleri üretecek şekilde titretebiliyor olmamız gerekir.

 

İşte dünya üzerinde ki tam da bu arayışın sonucunda, gerçi müzik dinlemek için değilde telefonla konuşabilmek için, sürücüler icat edildi. 

 

Tabii, üretilen ilk sürücüler, günümüzde, etrafımızda ki hoparlörlerde ve kulaklıklarda sıklıkla gördüğümüz, “Dinamik Sürücüler” ile tam olarak aynı değildi. 1800’lerde başlayan bu serüven sonucu sürücüler, 1920’ler civarında, günümüzde , aşina olduğumuz formuna kavuştu. Zamanla, yıllar geçtikçe de evrildi… Evrilmeye de devam edecektir…

 

Günümüzde bir çok farklı sürücü tipi var; dinamik, balanslı armatür, planar ve elektrostatik sürücüler, bunların arasında en popüler olanları.

 

 

Sürücüler, bir kabin içerisine yerleştirilmeyip, açık alanda titreşmeye mağruz bırakıldıklarında, ideal dinleti için oldukça sorunlu bir durum oluşur. Bir sürücü, ileri-geri, ileri-geri şeklinde hareket ettiğinden, ön tarafa doğru ses ürettiği kadar, arka tarafa doğru da ses üretir. Fakat burada üretilen sesler, birbirlerine karşı tam olarak zıt fazdadırlar, 180 derece. Fizikte, görülür ki birbirlerine karşı 180 derece zıt faza sahip iki dalga, etkileşime girdiğinde, birbirlerini yutarlar. Buna, “Destructive Interference” denir. Hatta, günümüzde çokça işimize yarayan “ANC” teknolojisinin temeli de, bu prensip üzerine kurulmuştur.

 

Bu bilgiler ışığında daha iyi anlayabileceğiniz üzere, kabinin en temel amacından ilki, ön dalgaları, arka dalgalara karşı izole etmektir. İlginç değil mi? İkinci görevinin ise, sürücüyü bir açıdan tamamlamak, basit bir dille sesine ses katmak olduğunu söyleyebiliriz. Kabin de sürücü ile birlikte titreyerek, sese gereken gövdeyi, ağırlığı veren tamamlayıcı etmen görevi görür. 

 

Kulaklıklar ve Hoparlörler, temelde gerçekten benzer yapıdalardır. İşin özünde, en büyük farkları; oda farkıdır.

 

Şöyle; bir sürücüyü belirli boyutlarda ki bir kabinin içerisine yerleştirip, karşınıza koyduğunuzda; karşı karşıya olduğunuz akustik denklemin içine odayı da eklersiniz. Bulunduğunuz oda, üretilecek sesin kaderini ciddi şekilde etkiler. Bu, hoparlör senaryosunda gerçekleşen şeydir. Hoparlörler, yerleştirilirken, optimum ses kalitesi için dikkat etmeniz gereken bir çok şey varken, bir kulaklıkta durum tamamen kulaklığın sürücüsünün yerleştirildiği kabinle alakalıdır.. Geriye, düşünülecek neredeyse hiçbirşey kalmaz. Alın, başınıza geçirin ve tamamsınız…

 

Tabii, burada asıl konuşulması gereken, kulaklıklar ve hoparlörler arasında ki temel farklılıklar değil, ki 50 tane şey daha sıralayabiliriz, konuşulması gereken; hangi amaç ile, hangisini tercih etmelisiniz? Bu...

 

Diyelim ki ilk defa müzik üzerine bir yatırım yapmak üzere hazırlanıyorsunuz; belirli bir bütçeniz var, çoğunlukla evdesiniz ve bu bütçeyi, müzik keyfi yaşayabilmek için kullanmak istiyorsunuz... 

 

Seçenekleriniz az çok belli:

 

·         Aktif Hoparlörler ve Akustik Düzenleme Üzerine Harcamak

·         Pasif Hoparlörler, Amfi, Kaynak, Kablolar ve Akustik Düzenleme Üzerine Harcamak

·         Kulaklıklar Üzerine Harcamak

·         Daha Ucuz Bir Kulaklık Alıp, Yanına Bir de Amfi/DAC Eklemek

 

Hoparlör seçeneklerinde, Pasif Hoparlörler, genellikle bünyelerinde daha büyük potansiyeller barındırırlar ve açıkçası Hi-Fi dünyasında, pazarda bulunan üstün hoparlörlerin büyük bölümü, Pasif yapıdadır. Pasif hoparlörler, içinde CrossOver devresi dışında herhangi bir elektronik olmayan, Sürücüler ve Kabinden ibaret sistemlerdir. Bu tür hoparlörler, harici birer ya da birden fazla güç amfisi ile kullanılabilir. 

 

Pasif hoparlörler, kabin içinde çok fazla yer kaplayan elektronik elemanlardan yoksun olduğu için, burada ki alanı daha verimli kullanabilirler. Bununla birlikte, bir pasif hoparlöre yatırım yapacak bir kişi, öncelikle iyi bir amfiye ve kablolama elemanlarına yatırım yaparsa, zinricin bu parçaları sabit kalarak, ileride farklı pasif hoparlörlere geçilerek, farklı ekipmanları kullanmanın yarattığı haz; pasif hoparlörler genellikle, aynı serinin aktif versiyonlarına kıyasla hatrı sayılır biçimde daha ucuz olduğundan, daha kolay bir şekilde yaşanabilir.

 

Aktif hoparlörler, kabin içerisinde kendi amfileri bulunan, genellikle bir çok elektronik özelliği de beraberinde sunan sistemlerdir. Burada aktif hoparlörleri 2’ye ayırsak, sanıyoruz ki yanlış olmaz.

 

1.       Stüdyo, Referans Monitörler

2.       Hi-Fi ve ya Tüketici Sınıfı Hoparlörler


Referans monitörler, günümüzde genellikle aktif yapıdalardır. Stüdyolarda bu tarz hoparlörler tercih edilir ve bunun temelde en büyük sebebi, bu hoparlörlerin genellikle çok aykırı, çok aksanlı tonal karakterlere sahip olmamasıdır. Lakin referans monitörler, aynı zamanda genel kullanıcı kitlesi tarafından da sıklıkla tercih edilen, masa başında müzik dinlemek, film izlemek ve oyun oynamak için, genellikle çalışma odalarında kullanılan pek popüler bir çözüm yoludur. Referans monitörler ile sadece kayıt yapılır, kesinlikle müzik dinlenmez diyen bir kitle, maalesef ki mevcuttur. Bizce; bir çok farklı akustik yapıya, tonal karaktere ve teknik performansa sahip, pazarda ki 100 lerce monitör ile; Müzik de dinlenir, Film de izlenir, yeri gelir üzerine bir de çay içilip Oyun da oynanır. Hi-Fi sistemlere göre genellikle bir miktar daha uygun fiyatlı olup, uygun fiyat aralığında ki komple çözüm yöntemlerinden birisidir.

 

Hi-Fi ve ya tüketici sınıfı hoparlörler, tüketici sınıfı hoparlörlerin başında çok popüler, “Bluetooth Hoparlörler” ve “Bilgisayar Hoparlörleri” gelmekle birlikte, binlerce farklı seçenek barındırırlar. Bu seçenekler arasında, çok basit, kalitesiz hoparlörden tutun, oldukça premium, KEF LS50 Wireless II gibi, bir çok model bulunur. Aktif hoparlörlerin böyle versiyonları, sınıf yükseldikçe, genellikle üstün kablosuz bağlantı, uygulama desteği, airplay, Wi-Fi streaming, EQ ayarı gibi farklı farklı ek özellik barındırırlar. Bu hoparlörleri; kullanımı basit, daha taşınabilir, kullanıcı dostu yapan kriterler bunlardır. 

 

Lakin örneğin; KEF LS50 Wireless II, aynı serinin Pasif Versiyonuna kıyasla, neredeyse 2 kat daha pahalı bir fiyata satılır. Eğer hali hazırda çok iyi bir amfiniz varsa, pasif versiyon ile teoride daha iyi sonuçlar alabiliyor olmanız bile mümkün olacakken, hali hazırda çok iyi bir amfiniz yoksa, hem aktif olanın performansına yaklaşamayabilir, hem de eğer o çok iyi amfiyi almaya kalkarsanız, çok çok daha yüksek bütçelerle karşılaşabilirsiniz.

 

 

Hi-Fi kulaklıklar, Hi-Fi hoparlörlere kıyasla, çok çok daha uygun fiyatlıdırlar. 

 

Örneğin, 15.000 TL’ye, dünyanın en iyi kulaklıklarından birini satın alabilecekken; aynı bütçe ile Hi-Fi dünyasında, ancak ortalama bir sistem kurabilmek mümkündür. Özellikle işin içinde Amfi, Kaynak, Kablo gibi elemanlar bulunan pasif sistem zincirlerinde, sağlam bir bütçe ile bulunmak gereklidir. Örnek olarak bu sistem zincirinde, aynı bütçe ile ancak iyi sayılabilecek bir amfi alınabilmektedir. Tabii, bu yazımızın işin para kısmına odaklanmış bir yazı olması değil, yapacağınız bu seçimde kararsız kalmış siz müzikseverlere en doğru rehber olması arzusundayız. 

 

Burada konuşmamız gereken 2 mevzu kalıyor;

 

1.       İyi bir kulaklık ile, “Ses Kalitesi” açısından, iyi bir hoparlörde yaşayabileceğimiz deneyimin benzerini yaşayabilir miyiz?

2.       Aynı bütçeyle sadece kulaklık mı alınmalı, yoksa bir kısım, kulaklık amfisine mi ayrılmalı?

 

1.Sorunun cevabı hayır. Maalesef. İyi bir kulaklık ile; çözünürlük, dinamik aralaık, mikro-detaylar ve makro detaylar fenomenleri çerçevesinde, muhteşem deneyimler yaşayabilirsiniz. 

 

Fakat iyi bir Hi-Fi sistem ile deneyimleyebileceğiniz; özellikle sahne genişliği ve resimleme fenomenlerini, bir kulaklıkta, bir hoparlörde yaşayabileceğiniz gibi yaşayabilmek pek mümkün değil. Güçlü bass sürücülerine sahip bir hoparlör de aynı şekilde, alt frekansları sadece başınızda değil, tüm vücudunuzda hissettirerek, müziği bu anlamda farklı bir boyuta taşır. Bu cümleler bir kulaklığın; yine bir kulaklığın yaşatabileceği tarzda, yukarıda saydığımız fenomenler çerçevesinde hiç bir şekilde tatmin etmeyeceğinin ispatı değildir. İyi bir kulaklık ile her anlamda, müziksel doyum noktanıza ulaşamamanız için hiçbir neden bulunmamakta. Burada anlamamız gereken şey; bütçeden bağımsız düşünüldüğünde, kulaklıkların potansiyel yeteneklerinin, hoparlörlerden önce sonlandığı. Dünyanın en iyi akustik mühendisleri ekibine sınırsız bütçe verilerek şahane bir kulaklık ve şahane bir hoparlör yapmaları istense; elde edilen kulaklık karşısında ağzınız açık kalırken, hoparlör karşısında dilinizi kaybedebilirsiniz.

 

2.Soru için, bizim tavsiyemiz; harici amfi /dac’sız yola devam etmemeniz yönünde. Evet, kulaklık amfi/dac’dan daha önemli. Hayır, amfi/dac daha önemli değil; önce kulaklık, sonra amfi/dac seçilir. 

 

Lakin amfi/dac ÇOK ÇOK ÇOK önemlidir. İdeal bir dinleme deneyimi için ikisi de olmalı. 

 

Neden? 

 

Bunun temel sebebi;  genellikle mobil aygıtlarımız ve bilgisayarlarımızın dahili ses kartlarının, harici Dac/Amfilere kıyasla pek vasat kalmalarıdır.  Bu tür çözümler, günün sonunda tecrübeli dinleyiciler için çok iyi sonuçlar yaratmazlar. Müzik dinleme keyfimizi sağlamak için var olan, bir çok eleman var. Bu elemanların bütünü, bizim kişisel ekipman zincirimizi oluşturuyorlar. Hayatta her yerde karşılaştığımız gibi, bir zincir, ancak en zayıf halkası kadar güçlüdür. 

 

Sisteminizi oluştururken, önce kulaklığınızı / hoparlörünüzü, sonra amfinizi / dac’ınızı seçmelisiniz. Kulaklık özelinde konuştuğumuzda, burada özellikle iki değer; Empedans ve Hassaslık değerleri, ne kadar yüksek çıkış gücüne sahip bir ekipman seçeceğimize karar verme aşamasının yıldız kriterleridir. Bir kulaklığın empedans’ı ne kadar yüksekse, teorik olarak o kadar yüksek güç ile sürülmek ister. Hassaslık ise, aynı kulaklığın, birim güce maruz bırakılıp, birim uzaklıktan ölçüldüğünde, ne kadar yükse bir ses şiddetine ulaştığı ile alaklı bir ölçümdür. Burada, verimlilik kavramından da söz edilebilir. Düşünüldüğünde anlaşılacağı gibi, aynı miktar güç ile, daha yüksek ses şiddetine ulaşabilen ekipman; daha verimli olacaktır.

 

 

Günün sonunda tercihimizi ister aktif hoparlör, ister pasif sistem, ister verimli bir kulaklık, istersek de bir amfi ve kulaklık kombinasyonundan yana kullanalım, burada amaç yegane. Kişisel tercihlerimiz, yaşam tarzımız ve imkanlarımız doğrultusunda en mantıklı seçimi yapabilmek, bu yazımızda konuştuğumuz bilgiler ışığında pek de zor değil. Burada yanlış veya doğru yok sayılır. Basit hatalar dışında, geriye kalan herşey sizin seçiminize bağlı. Bizim, kulaklik.com ekibi olarak kişisel tercihimiz; aslında her durumda, bizim için hazırda bekleyen belirli sistemlere sahip olmamız yönünde. Bu tabii, bir noktada imkan meselesi. 

 

Başka bir yazımızda, “Koleksiyonunuzda birden çok kulaklığınız mı olmalı? Neden?” konusundan bahsetmiştik. Bu hobi ile alaklı yazılar kaleme alırken bir çok defa karşılaşacağımız gibi; aslında sorduğumuz sorular devamlı olarak başka sorulara neden olmakta ve bu soruların cevapları, bizi zaman zaman diğer sorularımızın cevaplarına götürebilmekte.  

 

Umuyoruz ki, tüm müzik tutkunları hayallerinde ki sistemlere; bizim rehberliğimiz ve dostluğumuz ile, olabilecek en kısa sürede ulaşırlar. 

 

Gelin bu yazımızı, olası bazı senaryolar için ekipman önerileri yaparak bitirelim:

 

Büyük Oturma Odası Pasif Hi-Fi Sistem Önerisi: 

 

Pasif Hoparlör: KEF Reference 1

 

Entegre Amfi: Denon PMA-2500NE

 

Kablolar: Oelbach Twin Mix Banana – NF1(RCA)

 

Kaynak: Astell Kern SP 2000

 

Yatak Odası Aktif Hi-Fi Sistem Önerisi:

 

KEF LS50 Wireless II  -  Başka bir şeye ihtiyacınız yok.

 

Çalışma Odası Referans Sistem Önerisi:

 

JBL 305P MK II Referans Monitörler

 

Audient EVO 4 Ses Kartı

 

Hareketli Kullanım İçin TWS Kulaklık Önerisi:

 

Sennheiser CX 400BT

 

Sessizlik İçin ANC Kulaklık Önerisi: 

 

Sony WH-1000XM4

 

Ses Kalitesi Odaklı Kulak İçi Kulaklık Önerisi:

 

Sennheiser IE 900

 

Astell & Kern SR 25

 

Evde, Geceleri Çok Ses Çıkarmadan Müzik Keyfi Yaşayabilmek İçin Kulak Üstü Kulaklık Önerisi:

 

Focal Clear MG

 

Astell & Kern SR 25

 

 

Kullanıcı Yorumları (0)

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap.

Yorum mu yapmak istiyorsunuz? Buradan giriş yaparak yorum yapabilirsiniz.

Kullanıcı deneyiminizi iyileştirmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Daha fazla bilgiye Gizlilik ve Çerez Politikası sayfamızdan erişebilirsiniz.