Aradığın kulaklığı yaz !

Kulaklık Kabloları Ses Kalitesini Etkiler mi?

Bilim ne diyor ?

 

Bir cihazdan gelen ses sinyalinin kalitesi, ses işlemcisi, hoparlör kalitesi, bağlantı türleri ve ses kaynağı gibi birçok faktöre göre değişebilir. Buna kablo kalitesi eklediğinizde işler iyice karmaşıklaşabilir.

 

Birçok müzik tutkunu, bir ses kablosunun kalitesinin, ses kaynağından gelen sesin kalitesini etkileyebileceğini iddia eder. Kulaklıklarınıza veya hoparlörlerinize taktığınız ses kablosunun kalitesi ne kadar iyi olursa, ses kalitesinin de o kadar iyi olacağına inanırlar. Diğer bir yandan da birçok insan bu iddiaların tamamen yanlış olduğunu ve bunun sadece bir pazarlama taktiği olduğunu iddia eder. Ses kablolarının tipi veya kalitesinin ses kalitesi üzerinde ölçülebilir bir etki yaratmadığına inanırlar.

 

Tek başına bu görüşlere dayanarak bir sonuca varmak zor olabilir ve eğer konu hakkında uzman değilseniz doğru sesi test ederek bulmak hem zor hem de masraflı bir yöntem olabilir. Öyleyse, aşağıda, bilimin bu konuda ne söylediğine bakalım. İşleri basitleştirmek için bu bölümde sadece analog kulaklık kablolarından bahsedeceğiz. Daha sonra Lightning veya USB gibi dijital bağlantılara göz atacağız. Hadi başlayalım;

 

Kulaklık kablosunun anatomisi ve ses kalitesi üzerindeki etkisi

 

Kulaklık kablosunun anatomisi ve ses kalitesi üzerindeki etkisi

 

Kulaklık kablolarının ses kalitesi üzerinde bir etkisi olup olmadığını anlamak için, kulaklık kablolarının genel olarak neyden yapıldığını ve bu malzemelerin ve bileşenlerin kaynağın ses sinyalini bozmada veya korumada herhangi bir rol oynayıp oynamadığını öğrenmeniz gerekir. Kulaklık kabloları çeşitli tasarım ve malzemelere sahip olabilir ve maliyetleri, yapıldıkları malzeme türlerine veya nasıl üretildiklerine bağlı olarak büyük ölçüde değişebilir. Tipik olarak, bir ses kablosu; iç iletkenler, yalıtım malzemesi, dolgu malzemesi, dış sinyallere karşı koruyucu malzemese ve bir dış kılıftan oluşmaktadır.

 

Bir kulaklık kablosunun çeşitli bileşenleri ve ses üzerindeki etkileri aşağıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır;

 

1. İletken Teller

 

Basitçe söylemek gerekirse, iletkenler elektriği ve ısıyı diğer malzemelerden daha iyi ileten malzemelerdir. Kulaklık kablolarınızın içinde ki ses sinyalini taşıyan teller iletkendir. İyi bir iletken, kaynaktan hedefe giden elektriğin çoğunu korurken, kötü bir iletken daha fazla direnç sunacak ve bilgiyi kaybedecektir. Böylece, daha iyi bir iletken, kaynak ses sinyalini kötü bir iletkenden daha doğru bir şekilde taşıyacaktır.

 

Kulaklık kablolarında bir iletkenin rolünün, Orijinal ses sinyalini veya kalitesini iyileştirmek değil, ses sinyalini olabilecek en kayıpsız şekilde taşımak olduğunu anlamanız önemlidir.

 

Gümüş en iyi iletkendir, ancak maliyeti nedeniyle çoğu kulaklık üreticisi, kulaklıklarının kablolarını, ikinci en iyi iletken ve çok daha uygun maliyetli olan bakır kullanarak üretir. Ayrıca, çoğu odyofile göre; bakır, daha parlak sesler üreten gümüşe göre, daha sıcak bir ses üretir.

 

2. Yalıtım, Dolgu, Koruyucu Dış Kılıf

 

Bu malzemeler, bir kulaklık kablosunun iç iletkenlerinin, dokunma veya hareket (mikrofonik) ve elektromanyetik radyasyon ve radyo frekansı parazitleri gibi parazitler nedeniyle istenmeyen ses sinyallerini almasını engeller. Ayrıca iletkenleri fiziksel zararlardan korur ve dayanıklılıklarını artırır.

 

Birçok kablo üreticisinin iddialarına göre, uygun yalıtım (kılıf) ve koruma olmadan, teller ses kaynağından gelen ses sinyalini bozabilecek daha fazla parazite ve istenmeyen ses sinyallerine karşı hassas olacaktır. Bu nedenle, iletken telleri uygun yalıtım malzemesi ile yalıtmak çok önemlidir. Bunun doğru olup olmadığını bir sonraki bölümde ayrıntılı olarak tartışacağız.

 

Daha kaliteli kablolar daha iyi yalıtım ve koruma özelliklerine sahip olacaktır. Teflon, politetrafloroetilen (PTFE) kulaklık kabloları için en iyi yalıtım malzemesi olarak kabul edilir. Koruma açısından, bir kablonun koruma katmanları ne kadar fazlaysa, o kadar az parazite maruz kalacaktır. Ancak bu çözümler ürünün maliyetini artırabilir.

 

3. Konnektörler

 

Cihazlara takılan kabloların ucunda bulunan ve bağlantı imkanı sağlayan kısımlardır. Konnektörler pek çok türde olabilir, ancak önemli olan bunların yapıldığı malzemedir. Kabloların içindeki tellere benzer şekilde bunlar da iletkenlerle yapılır ancak bakır yerine daha sık gümüş, altın kaplama veya çinko kullanılır.

 

Bakır yerine çinko veya altın veya gümüş kaplama kullanılmasının nedeni çoğu durumda konektörlerin dayanıklılığını arttırmaktır. Konektörler dış ortam ile temas halindedir ve belirli bir süre sonunda havadaki oksijen malzemeyi bozabilir. Bu olduğunda, düşük ses kalitesi üretebilir. Altın, veya çinko, bakırdan daha az tepkimeye eğilimli olduğundan, üreticiler bunları konektörlerin yüzeyinde kimyasal reaksiyonları önlemek veya en azından geciktirmek için kullanma eğilimindedir.

 

Bazı üreticiler, konnektör yapmak için altına alternatif olarak rodyum kullanmaya başladılar, ancak altın, rodyumdan çok daha iletken olduğu için hala en iyi seçimlerden biridir. 

 

Kablo Bilimi

 

Kablo Bilimi

 

Telin uzunluğu, kalınlığı ve malzemesi, içinden geçen elektrik akımının akışını etkileyebilir. Sonuç olarak, bu ses kalitesini etkilemiş olur. Şimdi; kablo bilimine veya daha spesifik olarak, ses kalitesini etkileyen özelliklerine bakalım;

 

1. Kapasitans

 

Bir malzemenin veya nesnenin bir elektrik yükünü depolama veya tutma yeteneğidir. Böylece, belirli bir voltajda, daha yüksek kapasitanslı bir kablo, daha düşük kapasitanslı bir kablodan daha fazla yük depolayacaktır. Kulaklıklarda daha düşük kapasitanslı teller tercih edilir, çünkü daha yüksek kapasitans, ses spektrumunun yüksek frekans aralığında sinyal kaybına ve uğultuya neden olabilir.

 

2. Direnç

 

Bir malzemenin veya nesnenin, içinden geçen elektrik akımına karşı koyma ve ısı formunda meydana gelecek, enerji kaybına neden olma özelliğidir. Bu nedenle, bir hoparlör daha düşük dirençli bir tele bağlanırsa, onu çalıştırmak için daha az enerji uygulamanız gerekecektir. Ayrıca, daha yüksek dirençli bir tel, aynı güçte, daha düşük dirençli bir tel ile karşılaştırıldığında, daha fazla enerji kaybı yaşatacaktır. Bu yüzden, daha da fazla ısınır.

 

3. Endüktans

 

Bir iletken üzerinden uygulanan akım değiştiğinde, gerilimde de değişiklik meydana gelir. Bu kalite endüktans olarak bilinir. Kapasitans gibi, endüktans da bir "Alçak Geçiren Filtre" görevi görür ve belirli bir kesme frekansının altındaki tüm ses sinyallerin geçmesine izin verir. Endüktans ne kadar düşük olursa, kesme frekansı aralığı da o kadar yüksek olur. Bununla birlikte, endüktansı yükseltirseniz, kesme filtresinin eşiği düşecek ve insan kulağı tarafından duyulabilen daha yüksek ses frekanslarını etkilemeye başlayacaktır.

 

Tellerin kalınlığı ve uzunluğu direncini etkiler. Daha kısa uzunluktaki daha kalın teller, daha uzun tellerden ve daha ince tellerden daha düşük dirence sahip olacaktır.

 

Peki, tüm bunlar ses kalitesini nasıl etkiliyor? 

 

1. Bakır saflığı 

 

Daha önce de belirttiğimiz gibi bakır en iletken malzemedir ve kulaklık kablolarında en çok kullanılan iletkendir. Bununla birlikte, bakırın saflığı için farklı derecelendirme sistemleri vardır. Saflık seviyesi “-nines” cinsinden tartışılır. Örneğin, çoğu bakır kablo, 4N bakır olarak etiketlenen %99,99 saftır.

 

(“nines” Metal piyasasında kullanılan bir terimdir. "nines" bir malzemenin saflığını ifade eder. Örneğin: %99,99 bakır genellikle "four nines" olarak tanımlanır ve tipik olarak “4N” olarak yazılır.)

 

6N veya daha yüksek saflığa sahip bakır kabloların 4N saflığa sahip bakır tellerden daha iyi ses üretip üretemeyeceği pek çok odyofil ve ses uzmanı arasında bir tartışma konusudur. Birçok premium ses kablosu şirketi, kablolarında bakırdaki oksijen seviyesini %0,001 veya altına düşüren Oksijensiz Bakır (OFC) kullanır. 

 

Peki gerçekten bu kadar zahmet sonucunda ses kalitesinde bir artış oluyor mu? Özel ses ölçüm aletlerini kullanırken ses kalitesindeki farklılıkları somut bir şekilde ölçebilseniz de, bunların gerçek dünyadaki etkisi her zaman o kadar belirgin olmayabilir. Burada, kulağınızın ne kadar hassas ve eğitimli olduğu gerçeğiyle birlikte, sisteminizde ki diğer ekipmanlar; hoparlörlerin ya da kulaklıkların kendileri, amfiniz, dac’ınız dahil, zincirdeki her katman belirleyici rol oynar.

 

2. Yüzey Katmanı Etkisi

 

Bu, birinci sınıf kablolar satan kablo şirketleri tarafından oluşturulan popüler bir argümandır.     'Yüzey Katmanı Etkisi', yüksek frekanslı sinyallerin, telin içinde eşit olarak değil de yüzeye daha yakın yerlerden geçmesi olarak tanımlanır. 

 

Birçok premium kablo şirketinin önerdiği gibi bu sorunun çözümü, ince iletkenler kullanmaktır. 

 

3. Kablo Paraziti – Sinyal Karışmaları

 

Kulaklık veya hoparlör kablolarına, elektromanyetik karışma, elektromanyetik radyasyon veya diğer kaynaklardan gelen gürültülerden açığa çıkan parazitleri azaltan özel koruma veya yalıtım eklenir. Ancak, ucuz ve kalitesiz bir kablo kullanmıyorsanız, parazit nedeniyle nadiren sorunlarla karşılaşırsınız.

 

Bunun nedeni, en yaygın elektromanyetik radyasyon kaynaklarının duyulabilir spektrumun dışında ve bu konuda çok zayıf olmasıdır. Çoğu zaman, sinyal kablonun birkaç milimetre yakınında olsa bile kulaklığınıza etki edemeyecek kadar küçük olacaktır. Ancak zaten bulunduğunuz ortamda güçlü bir parazit kaynağı varsa, kulaklık sürücüleri de bu soruna duyarlı olacaktır. Bu nedenle, ne kadar düzgün yalıtımlı bir kablo alsanız bile, ses sürücülerinin güçlü parazitlere maruz kalması kablonuzdan bağımsız olarak sorun yaratabilir.

 

Sinyal karışmalarından etkilenmek istemiyorsanız yapacağınız en akıllıca şey, kalın yalıtımlı kauçuk kordonu olan kulaklıkları tercih etmek ve naylon kordonlu olanlardan kaçınmak olacaktır.

 

5. Balanced Kablolar

 

Balanced kabloların, unbalanced kablolara göre birçok avantajı olduğu doğrudur. Unbalanced bir kablonun içinde iki tür tel bulunur; sinyali taşıyan bir sinyal kablosu ve sinyal için referans noktası görevi gören bir topraklama kablosu. Unbalanced bir kablo, topraklama kablosu bir anten görevi gördüğü için uzun mesafelerde gürültü, uğultu ve parazit almaya karşı hassastır.

 

Balanced bir kablonun içinde de bir topraklama kanalı vardır, ancak buna ek olarak, 2 sinyal kanalına sahiptir. İki sinyal kablosu, aynı sinyalin zıt kutuplara sahip iki kopyasını taşır (sıcak ve soğuk sinyal olarak da bilinir). Şimdi, işte ilginç kısım; zıt kutuplara sahip oldukları için iki sinyal birbirlerini iptal eder. Ancak, giriş cihazına ulaşmadan hemen önce, sinyallerden birinin polaritesi, diğerinin polaritesine uyacak şekilde tersine çevrilir. Şimdi, bu, gürültünün kopyalarından biri artık polaritede tersine çevrildiğinden, sinyallere eklenen herhangi bir gürültüyü veya paraziti ortadan kaldırmış olur. Sonuç olarak, temiz ve net ses elde edersiniz. 

 

Ayrıca, balanced bir bağlantı kurduğunuzda, kaynak çıkışının empedansını da iki katına çıkarırsınız. Bu, sönümleme faktörünü de 2 kat azaltabilir. 

 

İnsanlar balanced kablolar kullandıklarında ses kalitesinde bir iyileştirme olduğunu düşünse de, ki bu düşünce kesinlikle doğrudur, ama genellikle bunun asıl nedeni balanced bir kablonun bir amfiden iki kat daha fazla güç almasıdır. 

 

Analog ve Dijital Ses Kabloları

 

Hadi gelin şimdi de analog ve dijital ses kablolarını ve ses kalitesi üzerinde herhangi bir etkisi olup olmadığını tartışalım. Apple ve LeEco gibi şirketler, evrensel olarak popüler olan 3,5 mm ses jakı olan ses bağlantı noktası standardının yanında sırasıyla Lightning ve USB type-C bağlantı noktaları üretmeye başladılar. 

 

Peki, bunları eski standarttan ayıran noktalar ne? 3.5 mm ses jakları gibi analog kablolar ile USB Type-C veya Lightening gibi dijital kablolar arasındaki fark, ilkinin aslında pürüzsüz bir titreşim enerjisi "dalgası" olan analog sinyalleri taşıması ve iletmesi ve sonrakinin aslında analog ses sinyalinden kodlanmış bilgi blokları olan 0'lar veya 1'ler biçiminde dijital verileri içinde taşıması ve iletmesidir.

 

Bazı insanlar,  dijital kablolar parazite olmadığından dijital kablo kullanmanın daha iyi olduğunu iddia ediyor. Ancak, bu iddia tek başına, genel ses kalitesini belirleyen birçok faktör olduğundan, analog kablo yerine dijital kablo takarsanız ses kalitesinde bir iyileşme algılayabileceğinizi kanıtlamaz.

 

Şunu unutmamalıyız ki; bizim duyabildiğimiz tüm sesler bir analog sinyal biçimidir ve dijital verileri zaten duyamayız. Bu nedenle, PC'nizde veya akıllı telefonunuzda mp3 veya diğer dosya formatlarında saklanan herhangi bir dijital müzik verisi, bizim onu duyabilmemiz için bir analog sinyale dönüştürülmelidir.

 

Genel olarak, dijital ses codec bileşeni veya dosyasının kodu önce ses işlemcisi tarafından çözülür ve daha sonra bir amplifikatör tarafından güçlendirilen bir dijital-analog dönüştürücüden (DAC) geçer ve son olarak ona takılı analog ses kablosuna çarpar ve böylece kulaklığınız duyduğunuz sesi üretir. Harici müzik çalarları ve amfileri bir kenara bırakırsak, Amp, DAC ve ses işlemcisi, akıllı telefonunuzun, PC'nizin veya başka herhangi bir ses kaynağının içine yerleştirilmiştir

 

Kulaklıkların sinyal işleme bileşenleri kötüyse, ses kalitesini düşürebilir. Genel olarak, kulaklığınızı harici bir amfi ve dac aracılığıyla bağlayıp dinlerseniz çok daha iyi sesin keyfini çıkarabilirsiniz.

 

İnsanlar neden bu konuda farklı görüşlere sahipler?

 

Farklı insanların bu konuda farklı görüşlere sahip olabilmesinin birkaç nedeni olabilir. 

 

Bir şüpheci, gerçek bilimsel bir kanıt olmadan, bir pazarlamacının veya odyofilin iddialarına inanmayacaktır. Çoğu durumda, bir şüpheciye kanıt sunulsa bile, gerçek dünyadaki herhangi bir farkı ifade edip etmediğini umursamayabilirler. Bu konuya şüpheyle yaklaşanlar genellikle odyofil veya uzman olmayan, müzik endüstrisinde kariyeri olmayan veya müzik endüstrisine yeni girmiş olan kişilerdir. Öte yandan, bu konuya inananların pek çoğu müzik konusunda çok tutkulu olan ve uzun süredir müzik endüstrisinde olan kişilerdir. 

 

Duyarlı kulakları olan kişiler, genellikle, eğitimsiz kulaklar tarafından tanınmayan sesin küçük nüanslarını ve özelliklerini tanıyabildiklerini iddia ederler. Örneğin kulaklıktan çıkan ses parlak, açık veya koyu, net veya çamurlu vb. olarak tanımlanabilir.

 

Ses algınız da kararınızı etkileyebilir. İki farklı insan aynı tonu veya sesi farklı duyabilir veya daha doğrusu özelliklerini farklı algılayabilir. Sesin veya tonun diğer kişi tarafından ne kadar farklı algılandığını ölçmek imkansızdır.

 

İnsanları etkileyen bir diğer şey de beklentileridir. Birinci sınıf bir ses donanımına büyük miktarda para yatıran biri, ondan daha kaliteli ses duymayı bekleyecektir. Benzer şekilde, donanıma yatırım yapmak istemeyen veya yapamayan biri, genellikle birinci sınıf ses donanımlarının pazarlama aldatmacası olduğuna inanabilir

 

Son karar: Pahalı kulaklık kabloları mı almalısınız?

 

Son karar: Pahalı kulaklık kabloları mı almalısınız?

 

Bilime göre, yüksek kaliteli kablolar ses kalitesini iyileştirebilir, ancak eğitimsiz kulakta bu iyileşme farkedilemeyebilir. Bu nedenle, eğer normal kulaklık + süper premium kablo veya normal kablo + kaliteli bir kulaklık arasında seçim yapmanız gerekirse, tercihinizin ikinciden yana olması daha mantıklı olacaktır.

 

Elinizde mevcut bir kulaklığınız var ve ses kalitesini iyileştirmek istiyorsanız, ilk aşamada birinci sınıf bir kablo satın almak yerine kaliteli bir amfi veya DAC satın almak için para yatırmanız daha akıllıca olacaktır. Ancak, elinizdeki kablonun çok kötü olduğunu düşünüyorsanız, en azından makul bir kalitede ki bir kabloya yükseltme yapılabilir.

 

Ancak, zevkin değerini de göz ardı edemezsiniz. Odyofiller için birinci sınıf kablolar mücevher gibidir. Bu tarz yatırımlar kullanıcının zihinsel memnuniyetini artırmakta ve dolayısıyle, bunun sonucunda müzik dinleme deneyimini de arttırmaktadır. 

 

Aslında tüm bu anlattıklarımız tercihlerinize bağlı. Yatırım yapacak paranız varsa ve ses donanımınız aracılığıyla mümkün olan en iyi müzik dinleme deneyiminin keyfini çıkarmak istiyorsanız, birinci sınıf kulaklık kablosu satın almakta mantıksız hiçbir taraf bulunmamaktadır.

Kullanıcı Yorumları (0)

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap.

Yorum mu yapmak istiyorsunuz? Buradan giriş yaparak yorum yapabilirsiniz.

Kullanıcı deneyiminizi iyileştirmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Daha fazla bilgiye Gizlilik ve Çerez Politikası sayfamızdan erişebilirsiniz.